Türk Kültürünün Parçası Kahvenin Tarihi

Kahve ile çayın rekabeti dünya üzerindeki en sıkı ama en gizli rekabetlerden birisi. Her ikisi de en çok tüketilen içecek olma yolunda fakat hangisi ötekini geçiyor belli değil. Bazı iddialara göre dünyanın en çok tüketilen içeceği çay. Çayın iki çeşidi var temel olarak: Yeşil çay ve siyah çay. İlk sırada olan genelde yeşil olanı ve siyah renkli çay Türkler tarafından seviliyor ve ona Türk çayı diyoruz. Kahve ise istatistiklere bakarsanız çayın hemen ardından geliyor ve en çok kahve tüketen millet Amerikalılar. Bu ülke yalnızca tüketilen kahve miktarı ile değil aynı zamanda filtre kahvenin dünyadaki merkezi olmasıyla öne çıkıyor. Aslında filtre kahve ilk başta yoktu ve kahvenin ilk ünlü olduğu Türk topraklarında kahve filtresiz olarak yüzyıllardır içiliyor. Bu geleneksel kahvenin içmenin sağlığa birçok yararı olduğu biliniyor ama Türk kültürünün bir parçası haline gelçil olan kahvenin faydaları ile ilgili bir fikrimiz olabilmesi için önce sanırım kahvenin tarihine bir göz atmak yerinde olacaktır.

kahve

resim: un.org

Kahvenin Afrika kıtasından çıktığına kesin gözüyle bakılıyor. İlk defa keşfedilişi biraz efsanevi. Yolunu kaybeden bir gezgin kahve çekirdeklerini kaynatarak kendine gelmiş ve hedefine ulaşmış yada bir çoban kahve çekirdeği yiyen keçilerin daha hareketli olduğunu görünce kendi denemiş. Ne olmuşsa olmuş ama sonunda kahve Afrika’dan çıkıp Orta Doğu’ya ve Türk memleketlerine ulaşmış. İlk kahve çılgınlığı günümüzden 500 yüz yıl kadar önce Türk ülkesinde yaşanmış. Osmanlı ülkesinde hızla kahve yaygınlaşmış ve kahvehaneler açılmış. Bu sırada ilk defa pişirilen ve yüzyıllardır aynı yöntemle pişirilmeye devam eden Türk kahvesi işte bu dönemde icat edilmiş. Derken Viyana kuşatmasına giden Türk askerleri geri dönerken arkalarından çuvallar dolusu kahve bırakmışlar. Bunları bulan Avrupalılar da kahveyi keşfetmiş ve benzer bir yöntemle pişirerek filtresiz kahve içmeye başlamışlar. İsveç kahvesi diye bilinen filtresiz kahve ve benzerleri işte böyle ortaya çıkmış.

Derken kahve çekirdeklerinin yolu Amerika kıtasında düşmüş. Vahşi batıda kovboylar teneke demliklerde kahveyi kamp ateşi üzerinde demliyormuş ve tabi ki bu da filtresiz kahvesi. Amerika’da halen kaynatarak yapılan bu çok sert kahveye Kovboy kahvesi deniyor. Ne zaman ki sanayileşme başladı birileri kahve yapacak bir makine icat etmeyi düşündü ve filtreli kahve makinaları Amerika’da ortaya çıktı. Bunlar kaynar suyu toz haline getirilmiş kahve çekirdeklerinin üstüne hızla gönderiyor ve kahve demlenerek kağıt bir filtrenin içinden geçip bardağa dökülüyor. Böylece kaynar suyun kahve ile teması kısa süreli oluyor ve kahve yağında bulunan bileşiklerin hiçbiri kahve bardağından geçemiyor. Amerikalılar hergün durmadan içtiği kahve işte bu filtre kahvedir ve Türklerin içtiği kahveden içeriği farklıdır. Türkiye’de geleneksel olarak yapılan filtresiz kahvede kahve yağında eriyen kahvebileşenleri vardır ve kafein oranı da çok yüksektir. Bu kahvenin birçok faydası olmakla birlikte özellikle kalp sağlığı ve kolesterol gibi hususlarda faydaları ve zararları birarada olup hangisi çok tahmin etmek zordur. Bu nedenle kalp hastalığı olanlar ile kolesterolü yüksek olanlar Türk tarzı kahveyi tüketirken dikkatli olmalı ve fazla kaçırmamalıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !